Aşk Bağımlılığı Testi

10 Temel Boyutta Duygusal Tükenmişlik Seviyeni Keşfet

Aşk Bağımlılığı Testi, romantik ilişkilerdeki duygusal sürüklenme derecenizi keşfetmeyi ve bunu somut verilerle ölçmeyi amaçlar. Bu test; Benlik Kaybı, Aşırı Fedakarlık, Duygusal Asalaklık, Kusursuzlaştırma Filtresi, Fantezilerle Tamamlama, Sahiplenici Kontrol, Aşkı Kutsallaştırma, Terk Edilme Korkusu, Sembiyotik Bağımlılık ve Kendi Dramına Aşık Olma olmak üzere on temel duygusal boyuttaki eğilimlerinizi bilimsel ve derinlemesine bir şekilde analiz eder.

Aşkta bazen nefesinizin kesildiğini, ne kadar çabalarsanız mutluluğun sizden o kadar uzaklaştığını hissettiğiniz oldu mu? Birine aşık olduğunuz anda neden bir anda kendiniz olmaktan çıktığınızı hiç merak ettiniz mi? Bu hissettiğiniz derin bir sevgi mi yoksa boğucu bir saplantı mı; gerçekten fedakarlık mı yapıyorsunuz yoksa bu bir bağımlılık mı? Bu test kafanızdaki sis bulutunu dağıtacak. Hadi, yüzleşmeye hazır mısın?

Aşk Bağımlılığı ve Derinlik Testi Nedir?

Aşk Bağımlılığı Testi, bireyin romantik ilişkilerdeki duygusal sürüklenme derecesini ve mantıksız eğilimlerini ölçen psikolojik bir araçtır. Bu test, duygusal zırhınızı soyarak şu soruya cevap arar: Senin bu derin sevgin, başkasını ruhsal olarak sömürmeye veya kendine uyguladığın kronik bir eziyete dönüşmüş olabilir mi? Test sadece mevcut durumunuzu değerlendirmekle kalmaz, aynı zamanda yakın ilişkilerdeki psikolojik geçmişinizi masaya yatırarak duygusal mantığınızın temelindeki defoları gün yüzüne çıkarır.

Bu test, duygu dalgalanmalarının kaynağından kişisel sınırların netliğine kadar uzanan 10 temel boyutta aşk hayatınızı baştan aşağı tarar. Çıkan yüzdelik harita sayesinde ilişkideki kör noktalarınızı fark edebilir, mantık ve duygu arasındaki o hassas dengeyi yeniden kurabilirsiniz.

Aşk Bağımlılığı Testi Sonuçlarımı Nasıl Okumalıyım?

Testi tamamladığınızda, Benlik Kaybı, Aşırı Fedakarlık, Duygusal Asalaklık, Kusursuzlaştırma Filtresi, Fantezilerle Tamamlama, Sahiplenici Kontrol, Aşkı Kutsallaştırma, Terk Edilme Korkusu, Sembiyotik Bağımlılık ve Kendi Dramına Aşık Olma olmak üzere on farklı boyuttaki dağılımınızı göreceksiniz.

Eğer dağılımınız dengeliyse (Tüm boyutlar %0-%40 arasındaysa): Harika bir duygusal dengeye, sağlam kişisel sınırlara ve oldukça sağlıklı bir bağlanma stiline sahipsiniz demektir.

Eğer grafikte belirgin bir "zirve" varsa (Bir boyut %70'i aşıyorsa): İşte bu sizin duygusal çöküş noktanızdır. Mevcut durumunuzu daha net kavrayıp değişime giden yolda adımlar atabilmek için, o boyutun açıklamasını ve tipik özelliklerini dikkatle okumalısınız.

Unutmayın: Çıkan yüzdeler sizi yargılamak için değil; kendinizden kopardığınız o parçayı nerede unuttuğunuzu görmeniz içindir. Aşkta aklını kaybetmek tamamen kötü bir şey değildir; dozunda bir adanmışlık tutkunun kaynağıdır. Ancak bir boyut tavan yapmışsa, bu psikolojik bir dengesizliğin alarm zili olabilir.

Aşk Bağımlılığı "Çok İyi Niyetli" veya "Çok Duygusal" Olmaktan mı Kaynaklanır?

Bu, dilden dile dolaşan devasa bir yanılgıdır. Aslında aşk bağımlılığının özü duygusal bir taşkınlık değil, psikolojik bir telafi mekanizmasıdır. Aşka bağımlı olan birçok insan, çocukluklarında veya geçmişlerinde eksikliğini hissettikleri o övgüyü, ilgiyi veya kontrol hissini, aşırı yoğunlaştırılmış tek bir ilişki üzerinden telafi etmeye çalışır.

Fedakarlık yaparak sevgiyi satın almaya çalıştığınızda, bu iyi niyet değil; adı "aşk" olan bir ticarettir. Gerçeklerden kopup fanteziler kurmayı bırakamadığınızda, bu duygusallık değil; gerçek hayatınızın fazla çorak olması ve beyninizin acıyı dindirmek için dopamin salgılatmaya çalışmasıdır. Bunu idrak ettiğinizde şunu anlayacaksınız: Aşk bağımlılığını iyileştirmenin ilk adımı aşktan kaçmak değil, hayatınızdaki o eksik parçaları tamamlamaktır.

Boyutların Detaylı Açıklamaları

Benlik Kaybı

Benlik kaybı, aşk bağımlılığının en sinsi ama en ölümcül boyutudur. Özünde, kişisel sınırların tamamen çökmesi anlamına gelir. Sağlıklı bir ilişkide partnerler kesişen ama asla tamamen üst üste binmeyen iki daire gibi olmalıdır; ancak bu oranınız yüksekse, istemsizce hayatınızın merkezine partnerinizi oturtuyorsunuz demektir. "Biz bir bütünüz" yanılgısından beslenen bu eğilim, sosyal çevrenizin, kariyer hedeflerinizin ve kişisel zevklerinizin hızla eriyip gitmesine yol açar. "Ben ne istiyorum?" diye sormayı bırakıp sadece "O benim nasıl biri olmamı istiyor?" diye düşündüğünüzde, hayata karşı tek başınıza direnme gücünüzü kaybeder ve onun iradesinin bir uzantısı haline gelirsiniz. Özgünlüğünüzü yitirdiğinizde, partnerinizi en başta size çeken o çekiciliğiniz de kuruyup gider ve "ne kadar alttan alırsam, o kadar az sevilirim" şeklindeki o kısır döngüye hapsolursunuz. Kendi merkezinizi yeniden bulmak, sadece zarardan dönmek için değil, saygı görme hakkınızı geri kazanmak için de şarttır.

Tipik Özellikler:

  • Herhangi bir karar vermeden önce ilk tepkiniz onun onaylayıp onaylamayacağını düşünmektir, kendi fikrinizi savunamamaktır.
  • Onun programına uymak için kendi sosyal çevrenizi ve yakın arkadaşlarınızı bile isteye ekarte etmektir.
  • Giyim tarzınızı, yeme alışkanlıklarınızı ve hobilerinizi sırf onun sevdiği kalıba girmek için değiştirmektir.
  • Kavgalarda, ilişkiyi ayakta tutabilmek adına gururunuzu hiçe sayıp alışkanlık olarak hep boyun eğmektir.

Aşırı Fedakarlık

Aşırı fedakarlık, sevginin cömertliğinden ziyade içsel bir yoksunluk hissinden ve telafi psikolojisinden doğar. Bilinçaltınızda gerçek benliğinizin sevilmeye layık olmadığına inanır, bu yüzden limitlerinizi aşan maddi veya manevi çabalarla aşkın biletini satın almaya çalışırsınız. Bu kurtarıcı veya tükeniş odaklı vericilik, ilişkiyi dengesi bozuk bir iş sözleşmesine dönüştürür. Kendi bütçenizi, enerjinizi, hatta sağlığınızı hiçe sayarak onun hayatındaki her boşluğu doldurmaya çalışırsınız. Ancak insan doğasının bir bedeli vardır: Fedakarlıklarınız karşı tarafın taşıyabileceği sınırı aştığında, partneriniz hissettiği devasa vicdani yük yüzünden ya kaçar ya da duygusal olarak duvar örer. Hatta her şeyi çok kolay elde ettiği için elindekinin kıymetini bilemeyebilir. Bu tür bir fedakarlık aslında karşı tarafın size bir şeyler verme fırsatını elinden alır ve siz tükendiğinizde bunun hastalıklı bir kontrol takıntısına dönüşmesine zemin hazırlar. Gerçek aşk, tek taraflı tükenmek değil, karşılıklı bir akıştır.

Tipik Özellikler:

  • Kendi aşkınızı kanıtlamak için bütçenizi aşan, pahalı hediyeler alma alışkanlığı.
  • Onun tüm günlük işlerini üstlenip, adeta bir ebeveyn gibi her şeyiyle ilgilenmek.
  • O size ne kadar yanlış yapar veya soğuk davranırsa, durumu kurtarmak için çabanızı o kadar ikiye katlamak.
  • En meşgul veya en hasta olduğunuz anlarda bile onun en ufak bir ricasına anında koşmak.

Duygusal Asalaklık

Duygusal asalaklık, "duygusal özerkliğinizi" tamamen kaybettiğiniz ve psikolojik savunma sisteminizin partnerinizin hareketlerine ipoteklendiği anlamına gelir. Artık kendi duygularınızın efendisi değil, uzaktan kumandalı bir kuklasınızdır: Küçücük bir öpücük sizi gün boyu bulutların üstünde uçururken, mesajınıza geç gelen bir cevap sizi dipsiz bir kuyuya çekebilir. Bu aşırı duyarlılık, partnerinizi hayata tutunduğunuz tek yaşam destek ünitesi olarak gördüğünüzün kanıtıdır. Duygusal anlamda hiçbir boşluğa tahammül edemez, sevildiğinizden emin olmak için sürekli bir etkileşime ihtiyaç duyarsınız. Bu durum sadece sosyal hayatınızı ve iş veriminizi çökertmekle kalmaz, karşı tarafa da devasa bir baskı yükler. Çünkü partneriniz her an kusursuz bir tepki vermek zorundadır, aksi takdirde "sizin gününüzü mahvetme" suçlamasıyla baş başa kalır. Kendi içinizde bağımsız bir duygusal tampon bölge oluşturmak, yalnızlığı ve negatif hisleri kendi başınıza sindirmeyi öğrenmek, aşk bağımlılığından kurtulup olgun bir ilişkiye adım atmanın tek yoludur.

Tipik Özellikler:

  • Geç gelen bir mesajda bile içinizi bir panik kaplar, aklınız başınızdan gider.
  • Ruh haliniz tamamen onun ses tonuna endekslidir; kendi kendinize mutlu olma yetinizi kaybetmişsinizdir.
  • Onun en ufak bir hareketinden felaket senaryoları yazar, bitmek bilmeyen bir içsel çatışmaya girersiniz.
  • O yanınızda olmadığında veya iletişim kurmadığında, hayat bir anda tüm rengini ve tadını yitirir.

Kusursuzlaştırma Filtresi

Kusursuzlaştırma filtresi, aşık olduğunuz şeyin aslında beyninizin ilahlaştırdığı bir hayalete dönüştüğü bilişsel bir kopuş halidir. Bu boyuttayken güçlü bir psikolojik savunma mekanizması devreye girer; partnerinizin tüm sorumsuz, bencil, hatta zalimce olabilecek sinyallerini otomatik olarak sansürlersiniz. "Çocukluğunda çok yara almış" veya "Onun karakteri böyle" diyerek kötülükleri mantığa bürüme konusunda ustalaşırsınız. Bu bilişsel çarpıtma, sizi bir çöplükte altın aramaya, buzdağında ısınmaya çalışmaya iter. Sadece onu değil, en çok da kendinizi kandırıyorsunuz. Bu körü körüne hayranlık ve aklama çabası, aslında sizin ideal eş arzunuzu zorla onun üzerine giydirmenizdir. Gerçekliğin çatlakları artık filtrenizle gizlenemez hale geldiğinde yaşayacağınız hayal kırıklığı yıkıcı olacaktır. İnsanı duygusal dolandırıcılıklardan koruyacak tek kalkan, karşı tarafın davranış mantığını ayık ve objektif bir gözle okuyabilmektir.

Tipik Özellikler:

  • Aileniz veya dostlarınız onun bariz kusurlarını yüzünüze vurduğunda, refleks olarak savunmaya geçer ve onu aklarsınız.
  • Onun pasif-agresif veya bencil tutumlarını "karakteristik bir özellik" diyerek meşrulaştırmada çok başarılısınızdır.
  • Ortadaki somut sorunları ve karakter uyuşmazlıklarını görmezden gelip, ruh eşi olduğunuza körü körüne inanırsınız.
  • Onun hiçbir kusuru olmadığını, bu yozlaşmış dünyadaki tek temiz kalmış şey olduğunu düşünürsünüz.

Fantezilerle Tamamlama

Bu boyutta skoru yüksek olanlar genelde kendi hayal güçleriyle destansı bir aşk yaşarlar. Daha çok ilişkinin başlarında veya uzak mesafe ilişkilerinde görülen bu eğilimde, karşı tarafın size verdiği bir avuç kırıntı bilgiyle kafanızda kusursuz işleyen romantik bir senaryo yazarsınız. Gelecekteki düğününüzün detaylarında, hatta doğacak çocuğunuzun hayat hikayesinde kaybolursunuz; oysa gerçek hayatta belki de en temel hayat görüşlerinde bile uzlaşabilmiş değilsinizdir. Sizin asıl aşık olduğunuz şey o "kaderin cilvesi" hissiyatı, o destansılıktır. Gerçeklikten bu denli kopuk olmak, ilişki içinde devasa yanılgılara düşmenize neden olur: Siz onu ruh eşiniz sanırken, aslında kendi arzularınızı onun bedenine yansıtıyorsunuzdur. Gerçek hayattaki tavırları yazdığınız senaryoya uymadığında, kendinizi feci şekilde ihanete uğramış ve çaresiz hissedersiniz. Gerçek aşk, kurgusal bir karaktere duyulan saplantı üzerine değil, gerçek bir bireyi tanımak üzerine inşa edilmelidir.

Tipik Özellikler:

  • Daha yeni tanışmışken bile zihninizde bir ömrü planlar, geleceğe dair o devasa romantik kurguya hapsolursunuz.
  • Gerçek dünyada vakit geçirmektense, gece yarıları eski mesajları okuyup kafanızda yeni sahneler kurgulamak daha çok hoşunuza gider.
  • Gördüğünüz işaretlerden kolayca etkilenip, aranızdaki bağa zorla bir "kader" etiketi yapıştırırsınız.
  • Gerçek hayattaki kişi kafanızdaki o mükemmel karaktere uymadığında, ağır bir ihanet hissi yaşarsınız.

Sahiplenici Kontrol

Sahiplenme ve takip etme, içteki devasa bir güven eksikliğinin ve neredeyse hastalıklı bir dışlama arzusunun dışa vurumudur. Bu boyutta olduğunuzda, sevdiğiniz için değil, korktuğunuz için ona kelepçe vurmak istersiniz. Partnerinizi kendinize ait özel bir mülk olarak görürsünüz; haber alamadığınız her belirsiz an, içinizde aldatılmaya dair felaket senaryoları tetikler. Bu da hesap sorma, telefon karıştırma, sosyal hayatını kısıtlama gibi davranışlara yol açar. Oysa aşkın özü bir tutsaklık değil, özgür bir seçimdir. Sadakati takip yoluyla sağlama çabanız onu sizden daha da uzaklaştıracaktır; zira hiç kimse sürekli bir şüpheli muamelesi görmeye dayanamaz. Bu davranışlar günün sonunda sadece onun özgürlüğünü değil, sizin kendi hayat ritminizi de mahveder. Tüm enerjiniz dedektifçilik oynamaya ve güç savaşlarına harcanır. Bu hastalıklı boyuttan çıkmanın anahtarı, başkalarını kontrol ederek değil, kendi içinizdeki o güvensizlikle yüzleşerek huzur bulmayı öğrenmektir.

Tipik Özellikler:

  • Telefonunu, sosyal medya hesaplarını ve tüm arama geçmişini didik didik etme arzusu ile yanıp tutuşursunuz.
  • Karşı cinsten insanlarla iletişim kurmasına katlanamaz, nerede kiminle olduğunu teyit etmek için sürekli yoklarsınız.
  • Neler yaptığını bilmediğiniz ufacık bir zaman dilimi bile sizi ihanet paranoyalarına sürükler.
  • Aşkın "sırsız" olmak demek olduğuna inanır, onun da bir özel alanı olduğunu kabullenmeyi reddedersiniz.

Aşkı Kutsallaştırma

Aşkı her şeyin üstünde tutmak, bireyin yaşam sisteminin ve değerler hiyerarşisinin tamamen çöküşünün işaretidir. Sağlıklı bir psikolojide aşk, hayatın tadı tuzu veya önemli bir parçası olmalıdır; ama asla hayatın tamamı değil. Bu boyutunuz yüksekse, romantik ilişkiyi hayattaki tek kurtuluşunuz ve varoluş amacınız olarak görürsünüz. Aşk, bir baharattan çıkıp hayatta kalma inancınıza dönüştüğünde, ilişkiyi korumak uğruna gemileri yakmaktan çekinmezsiniz: Terfileri geri çevirir, dostlarınızdan uzaklaşır, hatta kendi kırmızı çizgilerinizi çiğnersiniz. Tüm bahisleri "partneriniz" gibi değişken ve belirsiz bir faktöre yatırmak, hayatınızı son derece kırılgan bir zemine oturtur. Bu ilişkide yaşanacak en ufak bir sarsıntı, tüm ruhsal dünyanızı, maddi durumunuzu ve sosyal ağınızı yerle bir edecektir. Bu "hep veya hiç" yaklaşımı, genellikle gerçek dünyanın baskılarından kaçıp aşkın sunduğu o soyut ütopyaya sığınma arzusundan kaynaklanır. Ancak kendi ayakları üzerinde duramayan bir aşk, ezilmeye mahkumdur. Farklı yaşam amaçları edinmek, aklı başında bir ilişkinin en güçlü kalkanıdır.

Tipik Özellikler:

  • Aşk dışında hayattaki hiçbir şeyin (iş/okul) gram önemi olmadığına inanırsınız.
  • Ona ayak uydurabilmek için, önü çok açık bir iş veya terfi fırsatını gözünüzü kırpmadan elinizin tersiyle itebilirsiniz.
  • İlişkiniz hakkında dertleşmek dışında, dünya gündemine veya kişisel gelişime dair tüm ilginizi kaybetmişsinizdir.
  • Ayrılık durumunda anında aşırı karamsar düşüncelere kapılır, dünyanın sonunun geldiğine inanırsınız.

Terk Edilme Korkusu

Terk edilme korkusu, aşk bağımlılığının temelindeki en derin psikolojik yaradır ve genellikle çocukluk travmalarından veya kendini yetersiz görmekten beslenir. Bu boyutta, ilişkinin "bitebileceğine" dair en ufak bir ipucu bile sizde devasa bir panik yaratır ve sizi yaranmacı bir kişiliğe dönüştürür. Arkada bırakılmaktan o kadar korkarsınız ki, toksik ve hatta size zarar veren bir ilişkide kalmayı, o ilişkiyi bitirmeye tercih edersiniz. Sürekli diken üstünde, onun ruh halini ölçüp biçer; o yanınızda kalsın diye durmadan kendi sınırlarınızdan taviz verirsiniz. Bu boyun eğişiniz, partnerinizin gözünde genellikle "istediğim gibi ezip geçebilirim" imtiyazına dönüşür ve bir eş olarak eşit konumunuzu kaybetmenize neden olur. Ancak "Tek başıma kalsam da aslanlar gibi yaşarım" özgüvenine sahip olduğunuzda ilişkide omurganızı dik tutabilir ve gerçekten değer görebilirsiniz.

Tipik Özellikler:

  • Size fena halde yalan söylese veya aldatsa bile, gitmediği sürece her şeyi affedebilirsiniz.
  • Aman ağzımızın tadı kaçmasın, benden sıkılıp gitmesin diye hep onun suyuna gider, asla bir şey talep edemezsiniz.
  • Ayrılığın eşiğine gelindiğinde yalvarmak, kendine zarar vermek gibi en uç yöntemlere başvurarak onu zorla tutmaya çalışırsınız.
  • Yalnızlığı en büyük başarısızlık olarak görür, batan gemideki son can simidi misali herhangi bir ilişkiye tutunmak zorunda hissedersiniz.

Sembiyotik Bağımlılık

Sembiyotik bağımlılık, bireyin hem ruhsal hem de yaşamsal becerilerinde çift yönlü bir gerileme yaşadığının göstergesidir. Bu skoru yüksek olan kişiler, partnerlerini kendi bedenlerinin ve zihinlerinin bir uzantısı olarak görürler; tıpkı tek bir işletim sistemini paylaşan yapışık ikizler gibi. Belki de eskiden kendi ayakları üzerinde durabilen biriydiniz, ancak aşık olduktan sonra hızla çocuklaştınız ve stresle, gündelik sorunlarla başa çıkma yeteneğinizi kaybettiniz. Onu tek oksijen tüpünüz ve sığınağınız olarak görüyorsunuz; bu sadece maddi veya pratik konularda bir bağlılık değil, aynı zamanda zihinsel olarak da kendi fikrinizi kaybetmektir. Bu aşırı ortak yaşam hali, karşı tarafa boğucu bir sorumluluk hissi verir; sanki hiç büyümeyecek dev bir bebeği sırtında taşıyormuş gibi hissetmesine yol açar. Sağlıklı bir aşk, yeraltında kökleri birbirine dolanırken yeryüzünde kendi başlarına gür bir şekilde büyüyen ve fırtınalara beraber göğüs geren iki bağımsız ağaç gibi olmalıdır; ağacın özsuyunu emip onu öldüren sarmaşıklar gibi değil.

Tipik Özellikler:

  • Ampul değiştirmek, form doldurmak gibi en basit gündelik işleri bile tek başına yapabilme özgüvenini yitirmek.
  • Ruhsal olarak onun onayına muhtaç yaşamak; ondan iltifat duymadığınızda kendinizi değersiz hissetmek.
  • Kendi fikirlerinizi özgürce dile getirmekten çekinmek ve sürekli onun gölgesinde görünmez adamı oynamak.
  • Kısa bir süreliğine bile yanınızda olmadığında, günlük rutininizin tamamen felç olması.

Kendi Dramına Aşık Olma

Kendi dramına aşık olma, aşk bağımlılığının en aldatıcı, en narsistik türüdür. Bu boyuttayken aslında partnerinizi değil; aşkı uğruna her şeyi göze alan, haksızlığa uğrayıp acı çeken o fedakar kendi versiyonunuzu seviyorsunuzdur. "Herkes kör, bir tek benim sevdam gerçek" tarzı o yalnız şövalye hissiyatından gizli bir zevk alırsınız. Hatta içinizdeki o trajik, kahramansı aşk destanını tamamlayabilmek için bilerek sonu olmayan, engellerle dolu kişileri seçersiniz. Ancak bu fedakarlıklar tamamen sizin kendi tatmininiz içindir; karşı tarafın buna gerçekten ihtiyacı olup olmadığını asla umursamazsınız. Bu, temelde acı çekerek ahlaki bir üstünlük taslama oyunudur; sizi bir senaryonun içine hapseder ve gerçek bir karşılık almaktan giderek uzaklaştırır. Sevme kapasitenizdeki bu kısırlığı, böylesine ucuz bir oyunculukla örtbas etmeye çalışmaktan vazgeçmelisiniz.

Tipik Özellikler:

  • Gecenin bir yarısı acılarınızı sergileyen uzun destanlar yazıp paylaşmak, oynadığınız o "kara sevda" rolünden mest olmak.
  • Karşı taraf sizi net bir şekilde reddetse bile fedakarlık yapmaya devam etmek ve bu umursamazlığı çok yüce bir eylemmiş gibi görmek.
  • İlişkinin varacağı noktadan çok, bu "kavuşamama" veya "yara bere içinde kalma" atmosferinin tadını çıkarmak.
  • Yaptığınız tüm fedakarlıkların karşı tarafın ihtiyacından değil, sadece kendi "tutkulu aşık" imajınızı beslemek için olması.

References:

  1. Nancy Consuelo Martinez-León, Juan Jose Peña Martin, Hernán Salazar, Andrea García (August 2017) A systematic review of romantic jealousy in relationships. Terapia Psicologica https://doi.org/10.4067/s0718-48082017000200203
  2. Sandra L Murray, Dale W Griffin, Jaye L Derrick, Brianna Harris, Maya Aloni, Sadie Leder (Apr 5 2011) Tempting Fate or Inviting Happiness?: Unrealistic Idealization Prevents the Decline of Marital Satisfaction. Psychol Sci. https://doi.org/10.1177/0956797611403155
  3. W. Keith Campbell, Craig Foster (April 2002) Narcissism and Commitment in Romantic Relationships: An Investment Model Analysis. Personality and Social Psychology Bulletin https://doi.org/10.1177/0146167202287006
  4. Farnaz Mosannenzadeh, Maartje Luijten, Dominique F MacIejewski, Grace V Wiewel, Johan C Karremans (Aug 27 2024) Adult Attachment and Emotion Regulation Flexibility in Romantic Relationships. Behav Sci (Basel). https://doi.org/10.3390/bs14090758
  5. Phillip R Shaver, Mario Mikulincer, Jude Cassidy (February 2019) Attachment, caregiving in couple relationships, and prosocial behavior in the wider world. Current Opinion in Psychology https://doi.org/10.1016/j.copsyc.2018.02.009
  6. Arthur Aron, Gary W. Lewandowski, Debra Mashek, Elaine N. Aron (01 August 2013) The Self-Expansion Model of Motivation and Cognition in Close Relationships. The Oxford Handbook of Close Relationships https://doi.org/10.1093/oxfordhb/9780195398694.013.0005
  7. Hongwen Song, Yongjun Zhang, Lin Zuo, Xueli Chen, Gui Cao, Federico d’Oleire Uquillas, Xiaochu Zhang (Jan 11 2019) Improving Relationships by Elevating Positive Illusion and the Underlying Psychological and Neural Mechanisms. Front Hum Neurosci. https://doi.org/10.3389/fnhum.2018.00526
  8. Helen E Fisher, Xiaomeng Xu, Arthur Aron, Lucy L Brown (May 10 2016) Intense, Passionate, Romantic Love: A Natural Addiction? How the Fields That Investigate Romance and Substance Abuse Can Inform Each Other. Front Psychol. https://doi.org/10.3389/fpsyg.2016.00687
  9. Aron, Arthur Aron, Elaine N. Smollan, Danny (1992) Inclusion of Other in the Self Scale and the structure of interpersonal closeness.. Journal of Personality and Social Psychology https://doi.org/10.1037/0022-3514.63.4.596
İlişki TestleriAşkRuh Sağlığı TestleriOlumsuz KişilikKişilikİlişkiler
Aşk Bağımlılığı Testi Sonucunuz:

Diğer insanların sonuçlarını takip etmek için lütfen arealme.com Türkçe.

Bir daha